Haftanın Kitap Önerisi!
ANKAmall BLOG
Haftanın Kitap Önerisi!

Haftanın Kitap Önerisi!

3 Nisan pazartesi gününden itibaren raflarda görmeye başlayacağımız Alper Canıgüz’ün yeni romanı; KAN VE GÜL “Bir Kara Dejavu”…

Yazarın beşinci kitabı olan bu roman fantastik polisiye bir türe sahip. Herkesin hayatında defalarca kere yaşadığı dejavular üzerinden giden Canıgüz, bu romanıyla kurgu ve anlatım tekniğini çok daha geliştirmiş ve iyileştirmiş görünüyor. KAN VE GÜL ”Bir Kara Dejavu” romanının tanıtım bülteni yazısıysa şöyle;

 

“Kan ve Gül, fantastik bir polisiye.

Rengini kandan, kokusunu gülden alan bir roman.

Ziyadesiyle hazin, epey hareketli, hayli komik.

İkinci sınıf aşk romanları çevirmeni, orta sıklet avare Aziz, bir yangında küle dönüşmek üzereyken, zamanda yolculuk yaparak yirmi yıl öncesine döner; üstelik yirmi yaş gençleşmiş bir halde.

Henüz işlenmemiş bir cinayeti çözmek üzere harekete… geçmesi pekâlâ mümkündür.

Karizmatik sosyopat Abdül’ün hayatını kurtarması… galiba iyi olacaktır.

Mazi tesisatını tamir edebilirse, hayatı, istikbal musluklarından temiz ve tazyikli bir su gibi akacaktır.

Biricik aşkı Nergis’ten hiç ayrılmayacak, kızı Zeynep’e hakkıyla babalık edecektir.

Peki, bu amatör dedektif, kaderin hükmünü değiştirebilecek midir?

Maktulü kurtardığına, katili bulduğuna memnun olacak mıdır?

Geleceği görmek mi daha zordur yoksa geçmişi mi?

Gelecek, bazıları için, hakikaten de uzak bir hatıradan ibarettir. Böyleleri açısından varoluş, hayatın meşum bir noktasında, şimdiki zamandan ileriye doğru uzanan bir yol olmaktan çıkıp, onları geçmişle gelecek arasına sıkıştıran bir hapishaneye dönüşmüştür. Bu, trajik bir hal midir? Herhalde öyledir. Fakat burada bize düşen, kimseyi yargılamak değil; bir köle, ama muhakkak ki pek isyankâr bir köle saymak gereken insanın hazin kaderine dair bir hikâye anlatmak. O yüzden, gelin, az önce sözünü ettiğim iflah olmaz türün bir mensubu sıfatıyla, size her şeyi ta en ortasından başlayarak anlatayım.

Evlendiğim ve boşandığım tarih, nikah dairesindeki memur ve avukatımızın tuhaf ve müşterek bir cilvesiyle, aynı güne denk gelmekteydi. Doğum 17 Ocak 1995, ölüm 17 Ocak 2004. Dokuz sene; flört dönemimiz de hesaba katılınca, on altı. Flört ne demekse? “Ayrılık acısından kurtulmak için gereken süre, birlikte geçirilenin yarısı kadar” demişti bir arkadaşım Nergis’le boşandığımızda. O zamanlar sekiz seneyi kendimi öldürmeden ya da ne bileyim, en iyi ihtimalle aklımı kaçırmadan geçirebileceğime pek ihtimal vermemekteydim ya, yuvamızın yıkılışının onuncu sene-i devriyesini geride bıraktığım günlerde, o arkadaşımın bu teoriyi belki de beni teselli etmek için uydurduğunu  düşünmeye başlamıştım. Çünkü bu aşkın, bu sevdanın üstünden kış geçiyor, bahar geçiyor, yaz geçiyor, ömür geçiyor lâkin kalbimdeki yara geçmiyor, geçemiyordu.”

ANKAmall AVM’de yer alan D&R mağazasında bulabileceğiniz bu sürükleyici ve etkileyici kitap için sizleri ANKAmall AVM’ ye davet ediyoruz.